Lütfen ODMD Gladyatör için Tıklayınız > Lütfen Magma Tıklayınız >
ODMD Yönetim Kurulu Üyesi Sayın Gino Bottaro Ana Sayfa > Seçtiğiniz Site Kısmı > 

GINO BOTTARO

ODMD Yönetim Kurulu Üyesi

ELEKTRİKLİ ARAÇLARIN PAZAR PAYI HIZLA ARTMAYA DEVAM EDİYOR

AVRUPA BİRLİĞİ’NİN 2035 YILI İTİBARIYLA TÜM OTOMOBİLLERİN SIFIR KARBON SALIMINA SAHİP OLMASI GEREKTİĞİNE DAİR ALDIĞI KARARIN ÇEVRECİ OTOMOBİL GELİŞTİRME SÜREÇLERİNİ İYİCE HIZLANDIRDIĞINI SÖYLEYEN ODMD YÖNETİM KURULU ÜYESİ GINO BOTTARO, “ÜLKEMİZDE ÇEVRECİ ARAÇLARIN PAZARDAN ALDIĞI PAYIN AVRUPA ÜLKELERİNİN GERİSİNDE OLMASINA RAĞMEN TALEP GİDEREK ARTIYOR. DERNEĞİMİZİN VERİLERİNE GÖRE, 2022 YILINDA YÜZDE 4,3’LÜK BİR PAZAR PAYI ELDE EDEN ELEKTRİKLİ, ŞARJ EDİLEBİLİR HİBRİT ARAÇLAR VE HİBRİT ARAÇLAR, 2023 YILININ 10 AYLIK DÖNEMİNDE 65.819 ADETLİK SATIŞ ADEDİYLE YÜZDE 8,8’LİK PAZAR PAYINA ULAŞTI” DİYOR. 

2023 yılının ilk on ayı otomotiv sektörü yönünden nasıl bir dönemdi?

Pandemi sonrasında otomotiv sektörü, tedarik zincirindeki bozulmadan en çok etkilenen sektörlerden biri oldu. Sektör, pandemi döneminde fabrikaların kapanmasından sonra yarı iletken kriziyle başlayıp hammadde, lojistik ve Ukrayna – Rusya savaşı paralelinde yaşanan enerji kriziyle devam eden zorlu bir döneme girdi. Tüm bu olaylar beklenmedik arz krizini doğurdu. Arz ve talep dengesizliğinden dolayı, 2022 yılında ve 2023’ün ilk üç çeyreğinde müşterilerimizin taleplerini karşılayamadık. Yeni markaların pazara girişi, otomobillerin yatırım aracı olarak görülmesi ve elektrikli araçların pazarı büyütmesiyle 2023 yılının ilk on ayını çok dinamik geçirdik. Otomobil satışları, 2023 yılı Ocak-Ekim döneminde geçen yıla göre yüzde 68 oranında artarak, toplamda 749 bin 501 adetlik bir satış rakamına ulaştı. Böylece son 10 yılın en yüksek Ocak – Ekim otomobil satışına imza atılmış oldu.

Dünya ve Türkiye otomotiv pazarı ciddi bir dönüşümden geçiyor. Bu değişimi değerlendirir misiniz?

Otomotiv sektörü son 10 sene içinde baş döndürücü bir dönüşüm yaşadı. Bu değişimin ana itici kuvveti iklim değişikliğiydi. Değişimin hızlanması, 2015 yılında iklim değişikliğiyle mücadele için Birleşmiş Milletler Kapsamında imzalanan Paris Anlaşması ile başladı. Böylece, emisyonları düşürmek için fosil yakıtlara alternatif arayışlar hız kazandı. Elektrikli araçlar ve pil teknolojilerine dair çalışmalar devam ederken, bazı üreticiler de hidrojen yakıt hücresi ve sentetik yakıtlar üzerine çalışmalar yapmaya başladı. Avrupa Birliği’nin 2035 senesi itibarıyla satılan tüm otomobillerin sıfır karbon salımına sahip olması gerektiğine dair kararı, üreticilerin çevreci otomobil geliştirme süreçlerini iyice hızlandırdı. Büyük bir dönüşüm sürecinden geçen küresel otomotiv sektöründe, elektrikli araçların pazar payının her geçen gün arttığını görüyoruz. Avrupa Otomobil Üreticileri Birliği (ACEA)’nın verisine göre, elektrikli araç satışları Eylül ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 14,3 artarak 127 bin 149 adede ulaştı.

Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) Ekim ayında yayımladığı Dünya Enerji Görünümü 2023 Raporu, 2030’da temiz teknolojilerin bugüne göre çok daha büyük rol oynayacağı bir enerji sistemini öngörüyor. Bu sistem içinde güneş, rüzgâr, ısı pompaları ve elektrikli araçlar hızlı yükselişini devam ettirecek. Rapora göre elektrikli otomobil sayısı 6 yılda neredeyse 10 kat artmış olacak. Ülkemize baktığımızda ise, çevreci araçların pazardan aldığı payın Avrupa ülkelerinin oldukça gerisinde olmasına rağmen talebin giderek arttığına şahit oluyoruz. Otomotiv Distribütörleri ve Mobilite Derneği’nin verisine göre, 2022 yılında 25.277 adetlik satış adediyle yüzde 4,3’lük bir pazar payı elde eden elektrikli, şarj edilebilir hibrit araçlar ve hibrit araçlar, 2023 yılının 10 aylık döneminde 65.819 adetlik satış adediyle yüzde 8,8’lik pazar payına ulaştı..  ‘Türkiye Ulaştırma Sektörünün Dönüşümü: Elektrikli Araçların Türkiye Dağıtım Şebekesine Etkileri’ raporuna göre Türkiye’de 10 yıl içinde elektrikli araç sayısının 2.5 milyona çıkması bekleniyor. Türkiye’de elektrikli otomobillerin yaygınlaşması için öncelikle hükümet ve sektör paydaşlarının eş güdüm içinde olmaları gerektiğine inanıyorum. Altyapı geliştirmeleri, kamu & özel sektör acil müdahale personellerinin eğitimi, şarj istasyonlarının yaygınlaştırılması, bu yönde yapılacak yatırımların teşvik edilmesi gibi adımlar, bu araçların tercih edilebilirliğini artıracaktır. Gelişen teknoloji ile elektrikli araçların menzillerinin artması da Türkiye’nin elektrikli araç dönüşümünü hızlandıran diğer bir etken olacak.

Dijitalleşme tüm sektörler için büyük önem kazandı. Dijitalleşmenin hayatımıza ve sektörlere etkileri nelerdir?

Özellikle pandemi sonrasında, dijitalleşmenin her alanda hayatımıza girdiğini görüyoruz. Dijital dönüşüm; iş modellerinden gelir akışlarına, operasyon süreçlerinden müşteri ilişkilerine, sunulan hizmetlerden çok daha fazlasına pek çok şeyi dönüştürmeye, yalınlaştırmaya başladı. Dijitalleşme ile bilgiye çok daha hızlı erişim sağlarken, beraberinde getirdiği fonksiyonellikle geleneksel iş süreçlerinin verimliliğinin de arttığını görüyoruz. Tüm sektörlerin güncel teknolojilere, yeni süreçlere ve zamanın getirdiklerine ayak uydurması çok önemli. Dijitalleşme rekabet avantajı sağlamak, müşteri deneyimini iyileştirmek ve iş süreçlerini verimli hale getirmek için önemli bir araç. Otomotiv sektörü de son yıllarda çok hızlı bir dönüşüm sürecine girdi. E-mobilite, bu değişimin başlangıç noktasıydı. Bağlantılı araç teknolojisi ile otomobiller artık akıllı cihaz haline dönüşüyor. Böylece, araç içi deneyimin çok daha keyifli ve verimli bir hale gelmesi hedefleniyor. Araca kısmen müdahale ederek veya hiç müdahale etmeden yolculuk yapmayı sağlayan otonom sürüş ise trafik kazalarının önlenmesi ve güvenliğin artmasını sağlıyor. Dijitalleşme ile bizi çok daha konforlu, daha güvenli ve daha verimli yolculuklar bekliyor.

Dijitalleşme, geleneksel araç satın alma ve satış sonrası hizmetleri de geliştiriyor ve müşterilerimiz için sürtünmesiz “friction-free” süreçler tasarlayabilmemize olanak tanıyor. Geçmişte yetkili satıcı ve servislerde manuel olarak yapılan pek çok işlem, bugün dijital platformlar üzerinde online olarak gerçekleştirilebiliyor ki bu da hem müşterilerimiz hem de markalarımız için büyük bir verimlilik artışı anlamına geliyor. Bu değişimler, otomotiv sektöründe rekabeti artırıyor ve gelecekteki ulaşımın nasıl şekilleneceği konusunda heyecan verici fırsatlar sunuyor.

Globaldeki gelişmeleri de göz önüne aldığımızda 10 yıl sonra otomotiv sektöründe faaliyet gösterecek paydaşları ne gibi yenilikler bekliyor?

Otomotiv sektöründeki değişim sürdürülebilirlik ile başlamıştı. Bundan sonraki 10 senelik dönemde de sektörü şekillendiren en önemli konular sürdürülebilirlik ve çevrecilik olmaya devam edecek. Avrupa Birliği, 2035 ve sonrasında satılan tüm otomobillerin sıfır karbon salımına sahip olması gerektiğine dair karar aldı. Regülasyonda bir değişiklik olmadığı sürece, Türkiye’de satılacak araçlar da AB Tip onayına tabi olduğundan, ülkemizde de içten yanmalı araç satışının bu tarihte biteceğini öngörüyoruz. Tabii bu noktada, en önemli konulardan biri otomobillerin kullandığı enerjinin hangi kaynaklardan üretildiği olacak. Güneş ve rüzgâr enerjisi gibi temiz enerji kaynaklarının kullanılması sürdürülebilirlik ilkesi açısından çok kritik. Önümüzdeki 10 sene içinde, enerji kaynaklarının da dönüşümüne tanık olacağız. Sürdürülebilirliğin diğer bir dokunduğu alan da üretim süreçleri. Otomobil fabrikalarının karbon ayak izlerini sıfırlamaları, üreticilerin odaklandığı bir diğer konu haline geldi. Fabrikaların kullandığı enerjilerin temiz kaynaklardan alınması ile üretim süreçleri de çevreci hale getiriliyor. Bunun önümüzdeki senelerde yaygınlaştığını göreceğiz. Bunlara paralel, araçların üretimindeki malzemelerin sürdürülebilir olmasından bahsedebiliriz. Sektör, öncelikle en büyük sera gazı üretim sebebi olan hayvancılıkla bağını azaltmaya başladı. Birçok otomobil markasının deniz atığı, kahve derisi gibi malzemelerden deriye alternatif geliştirmeler yaptığını görüyoruz. Ayrıca araç parçalarının geri dönüştürülme oranını artırmak için de firmalar çeşitli çalışmalar yapıyor. Önümüzdeki 10 sene, bağlantılı ve otonom araçlara yönelim artmaya devam edecek. Birbirleriyle ve çevreleri ile konuşabilen otomobiller arttıkça, şehirler de ona göre şekillenecek. Gelecekte bizi çok daha konforlu, daha verimli, daha güvenli ve daha az trafikte kaldığımız yolculuklar bekliyor. Bağlantılı araçlar sayesinde müşteri ve üretici arasındaki bağlantı kesintisiz devam edecek. Araç güncellemelerinin bireysel olarak yapılması, sürücüye göre özelleştirilmiş teklifler ve hatta aracın bazı özelliklerinin sonradan satın alınabilmesi veya kiralanabilmesi mümkün olacak. Bütün bu gelişmeler hayata geçerken güvenlik ve yasal düzenlemeler daha fazla önem kazanacak. Birçok ülke bağlantılı araçlara paralel veri güvenliği ve otonom sürüşle ilgili regülasyonlar konusunda çalışmalarını hızlandırdı. Önümüzdeki 10 sene içinde bu uygulamaların hayatımıza girdiğini göreceğiz.

“OTOMOTİV SEKTÖRÜ, ÇOK UZUN YILLARDIR SANAYİLEŞMENİN VE EKONOMİK BÜYÜMENİN LOKOMOTİFİ OLARAK BİRÇOK ÜLKENİN KALKINMASINA KATKI SAĞLIYOR. BU DURUM, TÜRKİYE İÇİN DE GEÇERLİ. TÜRKİYE İHRACATÇILAR MECLİSİ (TİM) VERİLERİNE GÖRE, EKİM AYINDA 3 MİLYAR 87 MİLYON DOLARLIK İHRACATA İMZA ATAN OTOMOTİV ENDÜSTRİSİ, YÜZDE 13,5’LUK PAY İLE EN FAZLA İHRACAT YAPAN SEKTÖR OLDU.”

Otomotiv sektörünün Türkiye ekonomisine olan katkısı hakkında ne düşüyorsunuz?

Otomotiv sektörü, çok uzun yıllardır sanayileşmenin ve ekonomik büyümenin lokomotifi olarak birçok ülkenin kalkınmasına katkı sağlıyor. Bu durum, Türkiye için de geçerli. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre, Ekim ayında 3 milyar 87 milyon dolarlık ihracata imza atan otomotiv endüstrisi, yüzde 13,5’luk pay ile en fazla ihracat yapan sektör oldu. Sektörü, sadece üretim bandından inen son ürün olarak değerlendirmemek gerekiyor. Bir otomobil kabaca 1.500, en ince ayrıntısına kadar ise yaklaşık 30 bin parçadan oluşuyor. Birçok global otomotiv markası bu parçaları ülkemizden tedarik ediyor. Şüphesiz ki Türkiye, yedek parça ve yan sanayi alanında oldukça gelişmiş bir üretim merkezi durumunda. Otomotiv sektörü istihdam açısından da önemli bir yere sahip. Yedek parça, yan sanayi, distribütörler, yetkili satıcı ve servis noktalarını da dahil ettiğimizde 500 binden fazla kişinin sektörümüzde yer aldığını görüyoruz.

Son olarak sektörün 2023 sonu ve 2024 yılı beklentilerinizi ve öngörülerinizi paylaşır mısınız?

2023 yılında, toplam pazarın 2016 yılından sonra tekrar 1 milyon adedi geçerek yaklaşık 1.1 milyon adede ulaşmasını bekliyoruz. 2024 yılının, normalizasyonu yaşayacağımız, arz ve talebin dengeye oturacağı ve bu sayede geçtiğimiz birkaç yıl boyunca taleplerine cevap veremediğimiz müşterilerimize ulaşacağımız bir yıl olacağını düşünüyorum. Pazara giren yeni oyuncuların etkisi ve çevreci araçlara olan ilgi sayesinde hibrit ve elektrikli araçlar, pazarın önemli bir parçası olmaya devam edecek. Ancak 2024 için, beklenmedik dış etkenler, yerel seçimler ve finansman zorlukları gibi konular pazarla ilgili öngörüde bulunmayı zorlaştırıyor. Bu belirsizliklerden dolayı 2024’te pazarın bu senenin gerisinde kalacağını tahmin ediyoruz.


Lütfen Tüm Üyelerimiz için Tıklayınız >




prev
next