Lütfen ODMD Gladyatör için Tıklayınız > Lütfen Magma Tıklayınız >
Cop31’in Stratejik Ortağı: IEA Ana Sayfa > Seçtiğiniz Site Kısmı > 

IEA, COP31’İN STRATEJİK ORTAĞI OLDU;

ENERJİ GÜVENLİĞİ VE TEMİZ ENERJİ DÖNÜŞÜMÜ KÜRESEL GÜNDEMİN MERKEZİNE YERLEŞTİ

ULUSLARARASI ENERJİ AJANSI (IEA), BU YIL ANTALYA’DA DÜZENLENECEK COP31 HAZIRLIKLARI KAPSAMINDA PARİS’TE GERÇEKLEŞTİRİLEN ÜST DÜZEY ENERJİ DÖNÜŞÜMÜ DİYALOĞU’NDA 50’DEN FAZLA ÜLKEDEN BAKANLARI, ÜST DÜZEY KAMU TEMSİLCİLERİNİ, ULUSLARARASI KURULUŞLARI, ÖZEL SEKTÖR YÖNETİCİLERİNİ VE DÜŞÜNCE LİDERLERİNİ BİR ARAYA GETİRDİ. TOPLANTININ EN ÖNEMLİ ÇIKTISI İSE IEA’NIN COP31’İN RESMİ “STRATEJİK PARTNERİ” İLAN EDİLMESİ OLDU. ENERJİ GÜVENLİĞİ, ELEKTRİFİKASYON, KRİTİK MİNERALLER, TEMİZ ENERJİ YATIRIMLARI VE İKLİM FİNANSMANI BAŞLIKLARININ ÖNE ÇIKTIĞI ZİRVEDE, KÜRESEL ENERJİ DÖNÜŞÜMÜNÜN YOL HARİTASI MASAYA YATIRILDI.

Bu yıl Kasım ayında Antalya’nın ev sahipliğinde gerçekleştirilecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Taraflar Konferansı (COP31) öncesinde uluslararası enerji diplomasisinin en önemli toplantılarından biri Paris’te düzenlendi. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) tarafından organize edilen Üst Düzey Enerji Dönüşümü Diyaloğu, enerji güvenliği ile iklim politikalarının kesişim noktasında yeni dönemin önceliklerini belirlemek amacıyla gerçekleştirildi. Toplantıya 50’den fazla ülkeden bakanlar, büyükelçiler, üst düzey kamu yöneticileri, özel sektör temsilcileri, uluslararası kuruluşlar, finans dünyası, sivil toplum ve düşünce kuruluşlarının temsilcileri katıldı. Enerji piyasalarında belirsizliklerin arttığı, jeopolitik risklerin derinleştiği ve temiz enerji dönüşümünün hızlandığı bir dönemde gerçekleştirilen toplantı, COP31 sürecinin şekillenmesinde önemli bir kilometre taşı olarak değerlendiriliyor.

EN ÖNEMLİ KARAR: IEA ARTIK COP31’İN STRATEJİK PARTNERİ

Toplantının en dikkat çekici gelişmesi, Uluslararası Enerji Ajansı ile COP31 Başkanlığı arasında resmi bir stratejik ortaklık kurulmasının açıklanması oldu. Bu ortaklık kapsamında IEA, COP31 hazırlık sürecinde yalnızca teknik destek sağlayan bir kuruluş olmanın ötesine geçerek veri analizi, politika geliştirme ve enerji dönüşümüne ilişkin stratejik öneriler konusunda doğrudan katkı sunacak. Yeni iş birliğinin özellikle enerji güvenliği, sanayinin elektrifikasyonu, enerji verimliliği, kritik mineraller, temiz pişirme teknolojileri, metan emisyonlarının azaltılması ve yeni elektrik sistemlerinin planlanması gibi alanlarda COP31 gündemine önemli katkılar sağlaması bekleniyor.

ENERJİ GÜVENLİĞİ YENİDEN DÜNYANIN ÖNCELİĞİ OLDU

Paris’teki toplantının en önemli mesajlarından biri, enerji güvenliğinin yeniden küresel gündemin ilk sıralarına yükselmiş olmasıydı.

Özellikle Orta Doğu’da yaşanan gelişmeler, Hürmüz Boğazı çevresindeki gerilimler ve enerji arzına ilişkin belirsizlikler, enerji güvenliğini yeniden uluslararası ekonomi ve iklim politikalarının merkezine taşıdı. Katılımcılar, enerji arz güvenliği ile iklim hedeflerinin artık birbirinden bağımsız düşünülemeyeceği konusunda ortak görüş ortaya koydu. Temiz enerji dönüşümünün yalnızca çevresel bir gereklilik değil, aynı zamanda ekonomik dayanıklılığı ve enerji arz güvenliğini güçlendiren stratejik bir araç olduğu vurgulandı. Toplantıda ayrıca elektrifikasyonun hızlandırılması, enerji verimliliğinin artırılması, düşük emisyonlu teknolojilerin yaygınlaştırılması, döngüsel ekonomi uygulamaları ve metan emisyonlarının azaltılması gibi başlıklar öncelikli çalışma alanları olarak öne çıktı.

FATİH BİROL: “DÜNYA TARİHİ ÖLÇEKTE BİR ENERJİ SINAVINDAN GEÇİYOR”

Toplantının açılışına başkanlık eden Uluslararası Enerji Ajansı Başkanı ve IICEC Onursal Başkanı Dr. Fatih Birol, küresel enerji sisteminin tarihindeki en kritik dönemlerden birinden geçtiğini söyledi. Birol, Orta Doğu’da yaşanan gelişmelerin enerji piyasaları üzerindeki baskısını değerlendirirken, petrol fiyatlarının yeniden 120 dolar seviyesinin üzerine çıktığını, petrol ve doğal gaz arzındaki aksaklıkların özellikle gelişmekte olan ekonomiler üzerinde ciddi maliyet baskısı oluşturduğunu ifade etti. Enerji krizlerinin geçmişte olduğu gibi bugün de ülkelerin enerji politikalarında köklü değişimlere yol açtığını belirten Birol, mevcut krizin enerji güvenliği ile iklim politikaları arasındaki ilişkiyi yeniden tanımladığını söyledi. Ona göre enerji dönüşümünün yeni merkezinde artık elektrifikasyon bulunuyor. Birol, klima kullanımındaki hızlı artış, yapay zekâ destekli veri merkezlerinin büyümesi ve elektrikli araçların yaygınlaşmasının küresel elektrik talebini hiç olmadığı kadar artırdığını belirterek, önümüzdeki yılların en önemli sorusunun bu talebin güvenli ve sürdürülebilir biçimde nasıl karşılanacağı olacağını ifade etti.

YENİLENEBİLİR ENERJİ YÜKSELİŞİNİ SÜRDÜRÜYOR

Konuşmasında enerji dönüşümüne ilişkin güncel verileri de paylaşan Fatih Birol, 2025 yılında küresel nükleer enerji üretiminin tarihinin en yüksek seviyesine ulaştığını söyledi. Aynı dönemde küresel karbon emisyonlarındaki artış hızının pandemi sonrasının en düşük seviyesine gerilediğini belirten Birol, devreye alınan yeni elektrik üretim kapasitesinin yaklaşık yüzde 75’inin yenilenebilir enerji kaynaklarından oluştuğunu ifade etti. Güneş, rüzgâr ve jeotermal enerji yatırımlarındaki büyümenin birçok ülke açısından umut verici olduğunu söyleyen Birol, enerji dönüşümünün hızlanabilmesi için yatırımların kesintisiz sürdürülmesi gerektiğini vurguladı.

MURAT KURUM: “ENERJİ DÖNÜŞÜMÜ ARTIK BİR TERCİH DEĞİL, ZORUNLULUK”

Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı ve COP31 Başkanı Murat Kurum, küresel enerji krizinin enerji güvenliğini yeniden uluslararası gündemin en üst sıralarına taşıdığını belirterek, vatandaşları enerji piyasalarındaki dalgalanmalardan korumanın en etkili yolunun temiz enerji dönüşümünü hızlandırmak olduğunu söyledi. Kurum, COP31 Başkanlığı ile Uluslararası Enerji Ajansı arasında kurulan stratejik ortaklığın yalnızca sembolik bir iş birliği olmadığını, enerji politikalarının oluşturulmasında veri temelli ve bilimsel yaklaşımların daha güçlü şekilde kullanılmasını sağlayacağını ifade etti. İş birliği kapsamında sıfır atık uygulamalarının emisyonlara etkisi, sanayinin elektrifikasyonu, enerji verimliliği, temiz pişirme çözümleri ve yeni elektrik sistemi mimarileri gibi alanlarda IEA’nın teknik bilgi ve politika desteği sunacağını açıkladı. Kurum, konuşmasında uluslararası iş birliğinin önemine de dikkat çekerek, COP31 sürecinde çok taraflılığa olan güvenin korunacağını, ülkelerin egemenlik haklarına saygı temelinde açık diyalog ortamının güçlendirileceğini belirtti. Uluslararası Enerji Ajansı’nın krizlere hızlı müdahale kapasitesi ile stratejik rezerv yönetimindeki deneyiminin COP31 sürecine önemli katkılar sağlayacağını ifade eden Kurum, bu ortaklığın enerji dönüşümüne yeni bir ivme kazandıracağına inandığını dile getirdi.

TÜRKİYE ENERJİ DÖNÜŞÜMÜNDE ÖNEMLİ MESAFE KAT ETTİ

Konuşmasının önemli bölümünü Türkiye’nin enerji politikalarına ayıran Murat Kurum, son on yılda yenilenebilir enerji üretiminin üç katına çıktığını, enerji verimliliği yatırımlarının 10 milyar doların üzerine ulaştığını ve enerji depolama kapasitesinde Türkiye’nin Avrupa’daki birçok ülkenin önüne geçtiğini söyledi. Bilim ve teknolojinin COP31’in temel temalarından biri olacağını vurgulayan Kurum; temiz enerjiye geçiş, elektrifikasyon, enerji verimliliği, yeşil sanayileşme, kritik mineraller ve iklime dirençli şehirlerin Antalya’daki zirvenin ana başlıkları arasında yer alacağını söyledi.

COP31 UYGULAMA ODAKLI YENİ BİR DÖNEMİN BAŞLANGICI OLACAK

Paris’te gerçekleştirilen Üst Düzey Enerji Dönüşümü Diyaloğu, COP31 sürecinin yalnızca yeni iklim taahhütlerinin açıklanacağı bir platform olmayacağını da ortaya koydu. Toplantıda öne çıkan ortak görüş, bundan sonraki dönemde hedeflerin nasıl uygulanacağı, nasıl finanse edileceği ve nasıl ölçüleceği sorularının en az hedeflerin kendisi kadar önemli olacağı yönündeydi. Elektrifikasyon, enerji verimliliği, yenilenebilir enerji yatırımları, şebeke altyapılarının güçlendirilmesi, kritik minerallerin yönetimi, temiz pişirme çözümleri, metan emisyonlarının azaltılması ve iklim finansmanı, COP31’e giden süreçte enerji gündeminin temel başlıkları olarak öne çıktı. IEA’nın COP31’in stratejik partneri ilan edilmesi ise veri temelli politika üretiminin, bilimsel analizlerin ve teknik uzmanlığın Antalya’daki müzakerelerde daha belirleyici rol oynayacağının önemli göstergesi olarak değerlendiriliyor.


Lütfen Tüm Üyelerimiz için Tıklayınız >




prev
next