AVRUPA OTOMOTİV ENDÜSTRİSİNDEN SANAYİ HIZLANDIRMA YASASI’NA DESTEK:

“AVRUPA ÜRETİMİ GÜÇLENDİRİLMELİ, ANCAK MEVCUT EKOSİSTEM KORUNMALI”
AVRUPA OTOMOBİL ÜRETİCİLERİ BİRLİĞİ (ACEA), AVRUPA BİRLİĞİ’NİN SANAYİ HIZLANDIRMA YASASI’NI DESTEKLEDİĞİNİ AÇIKLARKEN, DÜZENLEMENİN MEVCUT YATIRIMLARI VE ENTEGRE ÜRETİM AĞLARINI KORUYACAK ŞEKİLDE REVİZE EDİLMESİ ÇAĞRISINDA BULUNDU. TÜRKİYE VE FAS’TAKİ MEVCUT ÜRETİM TESİSLERİNİN STRATEJİK ÖNEMİNE DİKKAT ÇEKEN SEKTÖR TEMSİLCİLERİ, AVRUPA’NIN REKABET GÜCÜNÜ ARTIRACAK SANAYİ POLİTİKALARININ ANCAK GERÇEKÇİ TEŞVİKLER VE KADEMELİ BİR GEÇİŞ SÜRECİYLE BAŞARIYA ULAŞABİLECEĞİNİ VURGULADI.
Avrupa otomotiv endüstrisi, Avrupa Birliği’nin sanayi politikalarında yeni bir dönemin kapısını aralamayı hedefleyen Sanayi Hızlandırma Yasası (IAA) taslağına genel olarak destek verdiğini açıkladı. Ancak sektör temsilcileri, düzenlemenin mevcut haliyle uygulanması durumunda Avrupa’da yıllar içinde oluşturulan üretim ağlarının zarar görebileceği, milyarlarca avroluk yatırımların riske girebileceği ve otomotiv sektörünün küresel rekabet gücünün olumsuz etkilenebileceği uyarısında bulunuyor.
Avrupa Otomobil Üreticileri Birliği (ACEA) tarafından yayımlanan değerlendirme belgesinde, Avrupa’nın temiz teknolojiler alanında dışa bağımlılığını azaltma ve üretim kapasitesini güçlendirme hedefinin yerinde olduğu belirtilirken, bu hedefe ulaşılırken mevcut sanayi ekosisteminin korunmasının kritik önem taşıdığı vurgulanıyor.
AVRUPA ÜRETİMİ DESTEKLENMELİ, ANCAK DENGELİ BİR GEÇİŞ SAĞLANMALI
ACEA’ya göre Avrupa otomotiv sanayisi, tarihinin en kapsamlı dönüşüm süreçlerinden birini yaşıyor. Elektrifikasyon, sıfır emisyon hedefleri, küresel rekabetin artması, üretim maliyetlerinin yükselmesi ve Avrupa pazarında tüketici talebindeki yavaşlama gibi çok sayıda unsur aynı anda sektör üzerinde baskı oluşturuyor. Bu nedenle Avrupa Birliği’nin üretimi Avrupa içinde güçlendirmeyi amaçlayan yaklaşımı sektör tarafından prensipte destekleniyor. Ancak “Made in EU” anlayışına geçişin ani ve katı kurallarla değil, kademeli ve gerçekçi bir yol haritasıyla uygulanması gerektiği ifade ediliyor. Belgede özellikle Avrupa dışındaki ancak Avrupa otomotiv ekosistemine entegre üretim merkezlerinin tamamen kapsam dışı bırakılmasının, mevcut yatırımları değersiz hâle getirebileceği ve Avrupa’nın rekabet gücünü zayıflatabileceği belirtiliyor.

SANAYİ HIZLANDIRMA YASASI İÇİN SEKİZ TEMEL ÖNERİ
ACEA, düzenlemenin uygulanabilir ve sürdürülebilir olması amacıyla Avrupa Birliği karar vericilerine sekiz temel öneri sunuyor.
1. Yerelleşmeyi teşvik edecek ekonomik mekanizmalar oluşturulmalı
Sektöre göre yalnızca üretimin Avrupa’da yapılmasını zorunlu kılmak yeterli değil. Yerelleşme şartları doğal olarak üretim maliyetlerini artıracak. Eğer bu maliyetleri dengeleyecek teşvik mekanizmaları oluşturulmazsa şirketler açısından Avrupa’da üretim yapmanın cazibesi azalabilir. Bu nedenle ACEA, bataryalı elektrikli otomobiller ve hafif ticari araçlar için karbon emisyon düzenlemeleri kapsamında ek teşvikler sağlanmasını, ayrıca Avrupa›da üretilmiş kamyon ve otobüslerin kamu alımlarında finansal desteklerle teşvik edilmesini öneriyor.
2. Avrupa katma değeri yalnızca parçalar üzerinden hesaplanmamalı
Belgede dikkat çekilen önemli konulardan biri de “Made in EU” hesaplama yöntemi.Mevcut taslakta yalnızca bileşenlerin kökeni dikkate alınırken, ACEA bunun Avrupa’da yaratılan gerçek katma değeri yansıtmadığını savunuyor. Bir otomobil yalnızca parçaların toplamından ibaret değil. Tasarım, mühendislik, araştırma-geliştirme faaliyetleri, yazılım geliştirme, kalite süreçleri ve yüksek nitelikli iş gücü de aracın ekonomik değerinin önemli bölümünü oluşturuyor. Bu nedenle Avrupa katkısının hesaplanmasında tamamlanmış aracın toplam değerinin esas alınması ve Avrupa dışından gelen katkının bu toplamdan düşülmesi öneriliyor. Böylece hem Avrupa’da yaratılan gerçek ekonomik değer ortaya konulabilecek hem de hâlihazırda serbest ticaret anlaşmalarında kullanılan yöntemlerle uyum sağlanabilecek.
3. Birleşik Krallık Avrupa üretim zincirinin parçası olarak görülmeli
Brexit sonrasında Avrupa ile Birleşik Krallık arasında siyasi ayrılık yaşansa da otomotiv sektöründe üretim zincirleri büyük ölçüde entegre yapısını koruyor. ACEA, AB ile Birleşik Krallık arasında yürürlükte bulunan Ticaret ve İşbirliği Anlaşması’nın rekabet, çalışma hayatı ve çevre standartları açısından ortak kurallar içerdiğini hatırlatarak, İngiltere’de üretilen araç, batarya ve bileşenlerin de “Made in Europe” yaklaşımı kapsamında değerlendirilmesini talep ediyor.
4. Türkiye ve Fas’taki mevcut yatırımlar korunmalı
Belgenin Türkiye açısından en dikkat çekici bölümlerinden biri ise Avrupa otomotiv üreticilerinin Türkiye ve Fas’taki yatırımlarına ilişkin değerlendirme oldu. ACEA, Avrupa otomotiv üreticilerinin uzun yıllardır Türkiye ve Fas’ta önemli üretim üsleri oluşturduğunu belirterek, yeni düzenlemenin bu yatırımları olumsuz etkilememesi gerektiğini ifade ediyor. Kuruluşlara göre iyi niyetle ve mevcut düzenlemeler çerçevesinde yapılan yatırımların yeni kurallar nedeniyle değersiz hâle gelmesi Avrupa sanayisine zarar verebilir. Bu nedenle yalnızca belirli bir tarihten önce kurulmuş mevcut üretim kapasitelerini kapsayacak şekilde bir geçiş mekanizması öneriliyor. Böylece hem mevcut yatırımlar korunacak hem de yeni düzenlemenin kötüye kullanılmasının önüne geçilecek.
5. Filo bazlı teşvik sistemi oluşturulmalı
ACEA, üreticilerin tüm modelleri için tek tek uygunluk aramak yerine filo bazlı bir değerlendirme sisteminin daha verimli olacağını savunuyor. Öneriye göre bir üreticinin belirli bir yıl içinde filosunun yüzde 70›i «Made in Europe” kriterlerini karşılıyorsa, sonraki yıl tüm filosu ilgili teşviklerden yararlanabilmeli. Bu sistemin Avrupa Birliği, Avrupa Ekonomik Alanı ve Birleşik Krallık’ı kapsaması; ayrıca mevcut Türkiye ve Fas operasyonlarına yönelik istisnaların korunması gerektiği belirtiliyor.
6. Batarya yerlileştirme takvimi gerçekçi olmalı
Elektrikli araç dönüşümünün en kritik bileşenlerinden biri olan bataryalar konusunda da sektör daha gerçekçi bir yaklaşım talep ediyor. ACEA, düşük karbonlu malzeme tanımlarının henüz netleşmediğini, batarya ve elektronik güç aktarma sistemleri için öngörülen yerelleştirme kriterlerinin ise uygulamada önemli belirsizlikler taşıdığını belirtiyor. Özellikle tedarik zincirlerinde yaşanabilecek ani değişiklikler dikkate alındığında üreticilerin kısa sürede tedarikçi değiştirmesinin her zaman mümkün olmayacağı ifade ediliyor.
7. Raporlama süreçleri sadeleştirilmeli
Sanayi Hızlandırma Yasası’nın getireceği raporlama yükü de sektörün önemli çekinceleri arasında yer alıyor. ACEA’ya göre otomobil üreticileri binlerce tedarikçiden veri toplamak, bunları doğrulamak ve hukuki sorumluluğunu üstlenmek zorunda kalacak. Bu nedenle denetlenebilir ancak mümkün olduğunca yalın bir raporlama sisteminin oluşturulması gerektiği vurgulanıyor.
8. Tüm araç segmentleri aynı kurallara tabi tutulmamalı
Belgede son olarak otomobil, hafif ticari araç, kamyon ve otobüs segmentlerinin birbirinden farklı üretim yapıları bulunduğuna dikkat çekiliyor. Özellikle ağır ticari araçlarda batarya ihtiyacının mevcut Avrupa üretim kapasitesini aşacağı öngörülüyor. Bu nedenle aynı yerlileştirme şartlarının tüm segmentlere eşit şekilde uygulanmasının gerçekçi olmayacağı belirtiliyor. ACEA’ya göre özellikle ağır ticari araçlarda zorunlu Avrupa batarya kullanımı, maliyetleri önemli ölçüde artırabilir ve mevcut kamu teşvikleri bu farkı karşılamaya yetmeyebilir.

TÜRKİYE AÇISINDAN ÖNEMLİ MESAJLAR
ACEA’nın değerlendirmesinde Türkiye’nin doğrudan anılması, Avrupa otomotiv sanayisinin Türkiye’yi üretim zincirinin stratejik bir halkası olarak gördüğünü ortaya koyuyor.
Uzun yıllardır Avrupa markalarının önemli üretim merkezlerinden biri olan Türkiye; güçlü tedarik sanayisi, nitelikli iş gücü, coğrafi konumu ve yüksek üretim kapasitesiyle Avrupa otomotiv ekosisteminde kritik bir rol üstleniyor. Bu nedenle Sanayi Hızlandırma Yasası’nın nihai şekli hazırlanırken mevcut yatırımların korunması, Avrupa ile entegre üretim yapısının sürdürülebilmesi ve rekabet gücünün zayıflatılmaması hem Avrupa hem de Türkiye açısından ortak önem taşıyor. Sektör temsilcilerinin ortak görüşü ise oldukça net: Avrupa’nın üretim kapasitesini güçlendirecek sanayi politikaları gerekli. Ancak bu hedefe ulaşılırken bugüne kadar oluşturulan entegre üretim ağlarının korunması, yatırım güvenliğinin sağlanması ve geçiş sürecinin gerçekçi teşviklerle desteklenmesi gerekiyor.