AHU TURAN

Chery Otomobil Grubu Türkiye Kurucu Kıdemli Başkan Yardımcısı
GELECEĞİN REKABETİ TEKNOLOJİ VE KULLANICI DENEYİMİNDE ŞEKİLLENECEK
ODMD YÖNETİM KURULU ÜYESİ VE CHERY OTOMOBİL GRUBU TÜRKİYE KURUCU KIDEMLİ BAŞKAN YARDIMCISI AHU TURAN, GELECEĞİN OTOMOTİV DÜNYASINDA REKABETİN YALNIZCA ÜRETİM GÜCÜYLE DEĞİL; TEKNOLOJİ, KULLANICI DENEYİMİ VE SÜRDÜRÜLEBİLİR MOBİLİTE VİZYONUYLA BELİRLENECEĞİNE DİKKAT ÇEKİYOR.
Otomotiv sektörü yönünden 2026 yılı beklentilerinizi paylaşabilir misiniz?
2026 yılı, otomotiv sektöründe dönüşümün hızlandığı bir yıl oluyor. Dijitalleşme sayesinde araç içi teknolojiler kullanıcı deneyimini yeniden tanımlarken, sürdürülebilirlik tüm stratejilerin merkezinde etkilerini gösteriyor. Türkiye pazarı, genç nüfusu ve dinamik yapısıyla bu değişime hızlı adapte oluyor. Politika, arz-talep dengesi ve rekabet düzeni büyük değişimlere sahne olurken, bu ortam hem fırsatlar hem de zorluklar barındırıyor. Biz Chery olarak, bu tip dönüşümlere her zaman saygılı ve temkinli bir yaklaşım sergileyerek, pazara uyum sağlamayı ve trendleri kucaklamayı önceliğimiz olarak belirliyoruz. Amacımız, kurallara ve yönetmeliklere uyum doğrultusunda müşterilerimize ve iş ortaklarımıza somut faydalar sunabilmek. Mart ayı sonunda Türkiye otomotiv pazarında OMODA | JAECOO markamızın başarılı temsilcisi OMODA 7 ve yeni OMODA 5 modellerimizi tanıttık. OMODA | JAECOO, Nisan 2026 itibarıyla global çapta 1 milyon satış adedini aşarak, genç bir otomobil markası olarak bu kilometre taşına en hızlı ulaşan markalardan biri oldu. Bu yeni oluşum, operasyonlarımıza yeni bir enerji ve dinamizm getirdi. Globalde olduğu gibi, bu 2 modelimizin Türkiye pazarında da güçlü bir etki yaratacağına inanıyoruz. Önümüzdeki dönemde CHERY, OMODA | JAECOO ve Chery Group çatısı altındaki diğer markalarımızla yeni ürünlerimizi müşterilerimizle buluşturmaya, mevcut modellerimizi yeniden tasarlamaya ve farklı ölçeklerde yenilikçi adımlar atmaya devam edeceğiz. 2026’da Türkiye’de sürdürülebilir adımlarımızla, global vizyonumuzla uyumlu şekilde sektördeki dönüşümün öncülerinden biri olmayı hedefliyoruz.
Otomotiv pazarı, fosil yakıtlı araçlardan çevreci araçlara evriliyor. Sizce Türkiye otomotiv sektörü bu değişime hazır mı?
Türkiye’nin otomotiv sanayisi, global otomotiv pazarındaki değişim dalgasına olumlu bir tutum ve eylemlerle yanıt vermektedir. Global çevre koruma bilincinin, yeşil ve sürdürülebilir kalkınmanın sürekli olarak artmasıyla birlikte Türkiye’nin otomotiv sanayisi de dönüşümünü hızlandırmaya başlamıştır. Elbette, otomotiv sektörünün bu dönüşümü kucaklaması için otomotiv değer zincirindeki her bir alanın birlikte çaba göstermesi gerekmektedir. Özellikle teknolojik yenilik, endüstriyel planlama ve altyapı inşası gibi alanlarda daha fazla gayret gereklidir. Türkiye otomotiv sanayisinin bu dönüşüme daha da uyum sağlamak için atabileceği adımları özetleyebiliriz. Yeni enerji araçlarının araştırılması ve geliştirilmesi büyük miktarda sermaye yatırımı ve teknolojik birikim gerektirir. Sektör oyuncularının Ar-Ge’ye ortak yatırım yapmaları ve yeni enerji aracı teknolojisinin ilerlemesini teşvik etmek için hükümet, işletmeler ve araştırma kurumları ile iş birliği yapmalıdır.
Türkiye otomotiv sanayisi, uluslararası üne sahip otomotiv şirketleriyle iş birliklerini artırarak, ileri teknolojiyi ve yönetim deneyimini ülkeye kazandırmaya devam edebilir, yerel otomotiv şirketlerinin rekabet gücünü ve yenilik yeteneklerini artırabilir. Aynı zamanda; endüstriyel planlamayı iyileştirmek, altyapı inşasını güçlendirmek, yetkinlik geliştirmeye odaklanmak ve global otomotiv pazarındaki dinamikleri ve talepleri yakından takip etmek de dönüşüme uyumu güçlendirebilir.
Dünyada ve Avrupa’da otomotiv sektöründe çevreci araçlarla ilgili gelişmeleri değerlendirir misiniz?
Son yıllarda global yeni enerji araçları sanayisi hızlı bir gelişme aşamasındadır. Satış hacmi açısından, 2014’ten 2023’e kadar global yeni enerji araçlarının satışlarının yıllık bileşik büyüme oranı %52,38’e ulaştı. Penetrasyon oranı açısından, 2023 yılı sonu itibarıyla global yeni enerji araçlarının penetrasyon oranı yalnızca %15,8 olup, gelecekte büyüme için hala geniş bir alan bulunmaktadır. Gelecekte, yeni enerji araçlarının menzil teknolojisinde sürekli ilerlemeler, şarj altyapısının sürekli iyileştirilmesi ve çeşitli ülkelerdeki politikaların sürekli teşviki ile birlikte, yeni enerji araçlarının global pazar büyüklüğü artmaya devam edecek ve penetrasyon oranı da sürekli iyileşecektir. EV Volumes tahminine göre, elektrikli araçların toplam satışları 2030’da 40 milyonu aşacak olup, toplam otomobil satışlarının sırasıyla %20’sinden ve %30’undan fazlasını oluşturacaktır.
Dijitalleşme tüm sektörler için büyük önem kazandı. Dijitalleşmenin sektörlere etkileri nelerdir?
Dijital teknoloji, bilgiye erişimi ve kişisel yaşamı kolaylaştırarak, zamansal engelleri aşan bağlantılar kurmamızı ve akıllı bir yaşam tarzını benimsememizi sağladı. Dijitalleşme, ileri üretim teknolojisi ve akıllı ekipmanların tanıtılmasıyla otomotiv şirketlerinin üretim verimliliğini artırdı. Örneğin, dijital fabrikalar otomatik üretimi gerçekleştirebilir, üretim süreçlerini optimize edebilir, manuel müdahaleyi azaltabilir, böylece üretim hızı ve doğruluğunu artırabilir. Otomotiv şirketlerine online müşteri hizmetleri, sesli yanıt sistemleri, uzaktan arıza teşhisi gibi daha iyi müşteri hizmetleri sunmalarını sağlar. Dijital teknolojinin otomotiv şirketleri üzerindeki etkisi derindir. Bu teknoloji, sadece işletmelerin üretim yöntemlerini ve iş modellerini değiştirmekle kalmaz, aynı zamanda işletmelere daha yüksek verimlilik ve daha büyük rekabet avantajları getirir. Chery ise dijital gelişim trendini yakından takip eder, akıllı yönetim seviyesini geliştirir, kalite, güvenlik, maliyet ve diğer birçok yönetim özelliklerini iyileştirir ve tasarım ve araştırma-geliştirme, tedarik zinciri yönetimi, üretim ve imalat, pazarlama ve satış sonrası hizmetler gibi dijital dönüşümün tüm sürecini düzenleyerek iş büyümesini sağlar.

Mobilite kavramı günümüzde neyi ifade ediyor? Önümüzdeki dönemde paylaşım ekonomisinin otomotiv sektörünü nasıl etkilemesini bekliyorsunuz?
Mobilite, temel olarak bir yerden bir yere olan ulaşım ihtiyacını anlatıyor. Günümüzdeki anlamıyla; ulaşımın, teknolojinin, şehir yaşamının ve dijital bağlantının birleşimini anlatan geniş kapsamlı bir kavram olarak sürdürülebilir ulaşım gelişimini temsil eder. İnsanların bir noktadan diğerine hızlı, verimli, bağlantılı ve sürdürülebilir biçimde ulaşmasını ifade eden geniş bir ekosistemden bahsedebiliriz. Kısacası, mobilite, gidilmesi gereken yere ulaşmak için güvenilir ulaşım seçeneklerine sahip olma hakkıdır; uygun, ekonomik ve güvenli olmalıdır. Paylaşım ekonomisi; araç paylaşımı, yolculuk paylaşımı ve birlikte seyahat etme gibi yollarla seyahat ihtiyaçlarını karşılama, kişisel araç maliyetlerini ve trafik baskısını azaltma anlamına gelir. Ancak bu durumun, farklı senaryolarda kişisel seyahat yöntemlerinin bir tamamlayıcısı olduğunu düşünüyorum. Birincisi, sosyal ekonominin hızlı gelişimi ve insanların yaşam standartlarının iyileşmesiyle birlikte otomobil talebi giderek artmaktadır. İkincisi, paylaşım ekonomisinin gelişimi, hükümet ve bölgesel ulaşım için araç tedarikini artıracaktır. Otomobil üreticileri ve seyahat hizmeti sağlayıcıları, paylaşımlı seyahat modellerini keşfetmeye devam edecek ve tüketici ihtiyaçlarını karşılamak için daha fazla türde paylaşımlı seyahat hizmetleri sunacaktır.
Global gelişmeleri de göz önüne aldığımızda 10 yıl sonra otomotiv sektöründe faaliyet gösterecek paydaşları ne gibi yenilikler bekliyor?
On yıl çok uzun bir döngüdür ve teknolojik yeniliklerin getirdiği değişiklikler hayal gücümüzü zorlayabilir. Bununla beraber vizyonumuz açısından bir değerlendirme yapmak gerekirse; güç enerjisi açısından, mevcut enerji desteklerinin yanı sıra elektrik ve hidrojen gibi, çeşitli endüstrilerdeki uygulayıcılar yeni çevre dostu enerji kaynaklarını da keşfetmektedir; ikinci olarak, araç gövde malzemesi yeni biyolojik olarak parçalanabilir plastikler kullanabilir, bu plastikler hem dayanıklı olabilir hem de hurdaya çıkarıldığında çevre kirliliğini azaltabilir. Yapay zeka büyük ölçekli model teknolojisinin gelişmesiyle birlikte, şehir içi navigasyon destekli sürüş ülke genelinde yaygın olarak kullanılacak, bu da sürüş güvenliğini ve kolaylığını artıracak. VR teknolojisi ile bileşim, kullanıcılara sürükleyici bir deneyim sunarak sürücülerin kendilerini bir yarış oyununda hissetmelerini sağlayabilir. Çoklu algı ortam tanıma sistemi ile donatılmış olarak, büyük miktarda veriyi gerçek zamanlı olarak işleyebilir, yüksek derecede hassas araç kontrolü sağlayabilir ve otomotiv teknolojisinin günlük yaşamla bütünleşen yeni bir eğilimini sergileyebilir. Örneğin, Chery yapay zeka ve büyük veri teknolojisini kullanarak algılama, konumlandırma, düzenleme ve karar verme gibi dört ana alana odaklanarak yüksek düzeyde otonom sürüş çözümleri ve entegrasyon platformları oluşturur. Sürüş destek sistemleri ve otonom sürüş ürünleri geliştirerek kullanıcılara güvenli, konforlu ve akıllı bir seyahat deneyimi sunar.
Sektörün Türkiye ekonomisine olan katkısı hakkında ne düşüyorsunuz?
Birçok tanınmış global otomobil şirketi, üretim tesisleri, satış şirketleri vb. şekillerde Türkiye otomobil pazarında kök salmıştır. Chery de Türkiye pazarının gelişimine büyük önem vermektedir. Türkiye’nin otomotiv sanayisinin yıllık üretim miktarı 1,5 milyon araç civarındadır. Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) açıklamasına göre, Türkiye’nin otomotiv sektörü ihracatı 2025 yılında tarihi bir zirve olan 41.5 milyar ABD doları ihracat değeri kaydederek sektör tarihinin en yüksek seviyesine ulaşmıştır. Bu rakam, 2024’e göre yaklaşık %11,6–12 büyüme anlamına geliyor. Görüldüğü gibi, Türkiye’nin otomotiv sektörü, Türkiye ekonomisinin imalat sanayisinde önemli bir rol oynamaktadır. Otomotiv sektörü, Türkiye’de otomobil üretimi, parça üretimi, satış ve bakım gibi birçok alanı kapsayan geniş istihdam olanakları yaratmıştır. Bu, Türkiye için istikrarlı iş gücü talebi sağlamakla kalmaz, aynı zamanda ilgili endüstri zincirlerinin gelişimini de teşvik eder. Otomotiv sanayisinin gelişmesiyle birlikte, ilgili çalışanların gelir seviyesi de yükselmiş, bu da Türkiye’nin tüketici pazarını ve ekonomik büyümeyi daha da tetiklemiştir.