Lütfen ODMD Gladyatör için Tıklayınız > Lütfen Magma Tıklayınız >

SIGRID DE VRIES

ACEA Genel Direktörü

DOĞUDAN YÜKSELEN GÜNEŞ, AVRUPA İÇİN BİR UYANIŞ ANI

AVRUPA OTOMOTİV SEKTÖRÜ, ARTAN MALİYETLER, ZAYIFLAYAN TALEP VE HIZLA YÜKSELEN ASYA REKABETİ KARŞISINDA KRİTİK BİR EŞİKTE; DÖNÜŞÜMÜN BAŞARISI İSE ARTIK YALNIZCA HEDEFLERE DEĞİL, SANAYİ REKABET GÜCÜNE BAĞLI.

Avrupa otomobil üretmek mi istiyor, yoksa yalnızca ithal etmekle mi yetinecek? Bu sorunun yanıtı, kıtanın sanayi geleceğini bütünüyle belirleyecek. Çünkü otomotiv sektörü, çelikten kimyaya kadar pek çok alanı etkileyen, Avrupa ekonomisinin temel taşlarından biri. Bugün sektör; zayıflayan talep, yüksek üretim maliyetleri, jeopolitik gerilimler ve piyasa gerçeklerinin önüne geçen bir düzenleyici çerçeve gibi birçok unsurun aynı anda etkisi altında. Elektrifikasyon dönüşümünün temel bileşenleri olan şarj altyapısı, enerji şebekesi hazırlığı ve tüketici talebi hâlâ üreticilerin kontrolü dışında kalırken, hedefler üreticileri sorumlu tutmaya devam ediyor. Bu durum, Avrupa’nın hem rekabet gücünü hem de iklim hedeflerini riske atıyor.

AVRUPA’DA ARTAN MALİYET BASKILARI SEKTÖRÜN HAREKET ALANINI DARALTIYOR

Küresel otomotiv endüstrisinin ağırlık merkezi ise hızla doğuya kayıyor. Çin ve genel olarak Asya pazarında büyüme Avrupa’nın yakalamakta zorlandığı bir hızla ilerliyor. Geçtiğimiz yıl Çin’de araç tescilleri yüzde 5,5, üretim ise yüzde 10,4 arttı. Asya, küresel otomotiv üretiminin yüzde 62’sinden fazlasını gerçekleştirirken, Avrupa Birliği’nin payı yüzde 14,6 seviyesinde kaldı ve üretim neredeyse yerinde saydı. Çin’in yükselişi, uzun vadeli sanayi politikalarına dayanıyor. Batarya değer zincirlerine yapılan yatırımlar, kritik hammaddeler üzerindeki kontrol, daha düşük enerji maliyetleri ve gelişmiş şarj altyapısı bu başarının temelini oluşturuyor. Buna karşılık Avrupa’da artan maliyet baskıları ve katı düzenlemeler, sektörün hareket alanını daraltıyor.

AVRUPA’NIN YETENEĞİ, İNOVASYON GÜCÜ VE İDDİASI VAR

Öte yandan rekabet baskısı yalnızca küresel ölçekte değil, Avrupa’nın kendi pazarında da hissediliyor. Avrupa Birliği’ne yapılan otomobil ithalatı artarken, Avrupa üretimi araçların ABD ve Çin gibi önemli pazarlardaki ihracatı geriliyor. Oysa Avrupa’da üretilen araçların üçte birinden fazlası hâlâ küresel pazarlara ihraç ediliyor. Bu nedenle sıfır emisyonlu mobiliteye geçişin başarısı, doğrudan sanayi rekabet gücüne bağlı. Mevcut projeksiyonlara göre, 2030 yılına kadar bataryalı elektrikli araçların yeni araç satışlarındaki payının yalnızca yüzde 38 seviyesine ulaşması bekleniyor. Bu durum, piyasa gerçekleri ile düzenleyici hedefler arasındaki açığı açıkça ortaya koyuyor. Gerekli uyarlamalar yapılmazsa üreticiler milyarlarca avroluk cezalarla karşı karşıya kalabilir ve bu da inovasyon, elektrifikasyon ve Avrupa sanayisinin geleceğine yapılacak yatırımları olumsuz etkileyebilir. Bu noktada CO2 standartlarının gözden geçirilmesi kritik önem taşıyor. Mevcut otomotiv paketinin doğru yönde atılmış bir adım olduğu kabul edilmekle birlikte, ekonomik ve piyasa gerçeklerini daha iyi yansıtacak şekilde geliştirilmesi gerekiyor. 2028–2032 dönemi için emisyon ortalaması gibi esnekliklerin getirilmesi, Avrupa Birliği’nin yüzde 55 emisyon azaltım hedefini korurken uygulamanın gerçek koşullarla uyumlu hale gelmesini sağlayabilir.

Burada amaç, hedefleri düşürmek değil; hedeflerin uygulanabilir olmasını sağlamak. Avrupa artık izole bir yapı değil, küresel rekabetin tam merkezinde yer alıyor. Diğer bölgeler daha stratejik yatırımlar yaparken ve politikalarını sanayi hedefleriyle uyumlu hale getirirken, Avrupa’nın da aynı kararlılığı göstermesi gerekiyor. Doğudan yükselen bu yeni güç dengesi, Avrupa için açık bir uyarı niteliğinde. Avrupa’nın yeteneği, inovasyon gücü ve iddiası var. Şimdi bu potansiyeli hayata geçirecek koşulları oluşturma zamanı. Avrupa için uyanış anı tam da şimdi.


Lütfen Tüm Üyelerimiz için Tıklayınız >




prev
next