Lütfen ODMD Gladyatör için Tıklayınız > Lütfen Magma Tıklayınız >
BYD Türkiye Genel Müdürü Sayın İsmail Ergun Ana Sayfa > Seçtiğiniz Site Kısmı > 

İSMAİL ERGUN

BYD Türkiye Genel Müdürü

TÜRK TÜKETİCİSİ ELEKTRİKLİ MOBİLİTE DÖNÜŞÜMÜNE BÜYÜK ÖLÇÜDE HAZIR;

BYD, 2025 YILINDA TÜRKİYE’DE ELEKTRİKLİ MOBİLİTE DÖNÜŞÜMÜNE GÜÇLÜ BİR İVME KAZANDIRDI

BYD TÜRKİYE GENEL MÜDÜRÜ İSMAİL ERGUN, 2025’İN OTOMOTİV SEKTÖRÜNDE REKORLARLA GEÇTİĞİNİ, ELEKTRİKLİ MOBİLİTENİN ARTIK TÜRKİYE’DE ANA AKIM HÂLİNE GELDİĞİNİ BELİRTTİ. ERGUN, “SON İKİ YILDA ELEKTRİKLİ VE ŞARJ EDİLEBİLİR HİBRİT ARAÇLARA YÖNELİK BU İLGİNİN HIZLI ARTIŞI, TÜRK TÜKETİCİSİNİN ELEKTRİKLİ MOBİLİTE DÖNÜŞÜMÜNE BÜYÜK ÖLÇÜDE HAZIR OLDUĞUNUN EN SOMUT GÖSTERGESİ.” DEDİ.

Otomotiv sektörü yönünden 2025 yılı değerlendirmelerinizi ve 2026 yılı beklentilerinizi okuyucularımızla paylaşabilir misiniz?

2025 yılı, otomotiv sektörü açısından son derece başarılı bir yıl oldu. Toplam otomotiv pazarı, bir önceki yıla göre yüzde 10 büyüyerek 1 milyon 368 bin adede ulaştı ve yeni bir rekora imza atıldı. Binek araç pazarı da 1 milyon 80 binin üzerindeki satış hacmiyle bugüne kadarki en yüksek seviyesine ulaşarak sektörün sürdürülebilir büyüme potansiyelini bir kez daha ortaya koydu. ÖTV muafiyetinin yalnızca yerli araçlara uygulanması nedeniyle Ocak ve Şubat ayları bir önceki seneye göre düşüşle başladı. Sonrasında yeni elektrikli ve şarj edilebilir hibrit model lansmanları sayesinde, pazar özellikle de yeni enerjili araç satışlarında güçlü bir ivme kazandı. Özellikle ÖTV alt matrah limitinde kalan modellerde dikkat çekici bir talep artışı yaşandı. Yıl sonu kampanyalarının da etkisiyle, 12 ayın 8’inde rekor satış seviyeleri kaydedildi.

Türkiye otomotiv pazarının artık 1 milyon adet seviyesinin altına inmesi zor görünüyor. Türkiye’nin yeni teknolojileri hızlı benimseme gücüne sahip genç nüfusu ve kişi başı araç sahipliğinde Avrupa’nın gerisinde olması, otomotiv pazarının potansiyelini net bir şekilde ortaya koyuyor. 2026 senesinde kredi faizlerinin düşüş trendine girmesiyle birlikte bireysel kullanıcıların finansmana erişiminin kolaylaşacağını ve bunun da talebi canlı tutacağını düşünüyoruz. Böylece 2026 pazarının 2025’e paralel seviyede gerçekleşmesini öngörüyoruz. Türkiye’de pazarı destekleyen temel faktörlerden biri de yeni enerjili araçlara yönelik güçlü tüketici ilgisi. Elektrifikasyonun hız kazandığı, tüketici beklentilerinin teknoloji odağında yeniden şekillendiği pazar ortamında, dünyada yeni enerjili araç pazarının lideri olan BYD, 2025 yılında Türkiye’de elektrikli mobilite dönüşümüne, güçlü bir ivme kazandırdı. Teknoloji odaklı yaklaşımımız, yüksek donanım seviyelerimiz ve ulaşılabilir premium konumlandırmamız sayesinde tüketicilerin elektrikli mobiliteye geçişinde teşvik edici bir rol üstlendik. Böylece 2025 yılında Türkiye’nin en hızlı büyüyen markası olurken, elektrikli ve şarj edilebilir hibrit araçlardan oluşan yeni enerjili araç pazarında da lider konuma ulaştık.

Dünya ve Türkiye otomotiv pazarı ciddi bir dönüşümden geçiyor. Otomotiv pazarı, fosil yakıtlı araçlardan çevreci araçlara evriliyor. Sizce Türkiye otomotiv sektörü bu değişime hazır mı? Atılması gerekli adımlar nelerdir?

Türkiye, yeni teknolojileri hızlı benimseyen, genç ve dinamik bir tüketici profiline sahip. 2023 öncesi toplam satışların sadece yüzde 1’ini oluşturan elektrikli araç pazarı, 2024 sonunda yaklaşık 100 bin adetlik satışla pazardan yüzde 10 pay almıştı. 2025 sonunda ise elektrikli otomobil satışları 190 bin adetle, pazardan yüzde 17,5 pay elde etti. Böylece Türkiye’de elektrikli araçların pazardan aldığı pay Avrupa ile benzer seviyelere gelmiş oldu. Son iki yılda elektrikli ve şarj edilebilir hibrit araçlara yönelik bu ilginin hızlı artışı, Türk tüketicisinin elektrikli mobilite dönüşümüne büyük ölçüde hazır olduğunun en somut göstergesi.

Öte yandan, şarj ağı altyapısı tarafında da güçlü bir gelişme yaşandı. Türkiye’de şarj ağı işletmecisi sayısı 181’e yükseldi. Bu rakam 2023’te sadece 10’du. Türkiye genelindeki toplam şarj soketi sayısı kasım ayı itibarıyla 37 bin 423’e ulaştı ve Türkiye, Avrupa’daki “her 10 araca 1 soket” standardını karşılamaya devam etti. Alt yapıdaki bu büyüme, Türkiye’de elektrikli mobilitenin penetrasyonunun artmasında kritik rol oynadı. Ancak bu gelişim ve dönüşümün sürdürülebilir olması için altyapı, regülasyon ve finansman başlıklarında eş zamanlı ve olumlu adımların atılmaya devam edilmesi gerekiyor. Şarj altyapısının ülke geneline dengeli şekilde yayılması, vergi sisteminin yeni enerji araçlarını uzun vadeli destekleyecek şekilde sade ve öngörülebilir olması kritik önem taşıyor. Özel sektör yatırımlarıyla kamu politikalarının uyum içinde ilerlemesi halinde Türkiye, bölgesinde elektrikli mobilitenin güçlü merkezlerinden biri haline gelebilecek potansiyele sahip.

Dünyada ve Avrupa’da otomotiv sektöründe çevreci araçlarla ilgili gelişmeleri değerlendirir misiniz?  

Küresel otomotiv endüstrisi, elektrifikasyon merkezli yapısal bir dönüşüm sürecinden geçiyor. 7 Ekim 2021’de Cumhurbaşkanı Kararı ile ülkemizde de onaylanan Paris İklim Anlaşması doğrultusunda Avrupa’da 2035 itibarıyla satılacak yeni araçların sıfır emisyonlu olması hedeflenmişti. Son dönemde bazı esneklikler gündeme gelse de elektrikli mobiliteden geri dönüş artık söz konusu değil. Avrupa Birliği’nin mevcut yaklaşımı, sıfır emisyon hedefinden geri adım atmak değil; geçişi daha yönetilebilir hale getirmek. Elektrikli ve şarj edilebilir hibrit modelleri kapsayan yeni enerjili araç pazarının binek otomobil pazarından aldığı payın her sene daha da artması, bu dönüşümün en güçlü göstergesi. Dünyadaki yeni enerjili araç satışlarına baktığımızda, 2016–2024 döneminde 17 kat büyüyerek 17,1 milyon adede ulaşan bu pazarın, 2025 sonunda 22 milyon seviyesine çıkmış olacağı tahmin ediliyor. Uluslararası Enerji Ajansı’na göre 2030 yılında Çin’de yollardaki her üç araçtan biri, Avrupa ve ABD’de ise her beş araçtan biri elektrikli olacak.

BYD ise bu dönüşüme en hızlı uyum sağlayan markalardan biri konumunda. Bugüne kadar 15 milyon yeni enerjili araç üretimiyle global liderliğini pekiştirdi; bugün dünyada satılan her beş yeni enerjili araçtan biri BYD imzası taşıyor. 2025 yılı sonunda 4,6 milyon adedin üzerinde yeni enerjili araç satışı gerçekleştiren BYD, küresel otomotiv pazarında yeni enerjili mobilitenin en güçlü oyuncularından biri olarak öne çıkıyor. Bu tablo, elektrikli mobilitenin artık niş bir alan değil, otomotiv sektörünün ana akımı haline geldiğini açıkça ortaya koyuyor. Batarya teknolojilerindeki ilerleme, hızlı şarj çözümlerinin yaygınlaşması ve maliyetlerin düşmesiyle birlikte bu dönüşüm önümüzdeki dönemde daha da hızlanacak.

Otomotiv sektörü dijitalleşme ile de dünyada önemli bir değişim ve dönüşümden geçiyor. Sizce dijitalleşmenin sektörlere etkileri nelerdir?

Elektrifikasyon otomotiv sektöründeki değişimin başlangıç noktasıydı. Şu an elektrikli araç dönüşümü yaşanırken, diğer yandan bağlantılı sürüş teknolojileri artık elektrikli mobilitenin ayrılmaz bir parçası haline geldi. Araçların bağlantılı hale gelmesi, sürüş deneyimini daha akıllı, güvenli ve kişiselleştirilebilir bir seviyeye taşıyor. Otomobiller adeta birer mobil akıllı cihaza dönüşüyor. Yazılım tabanlı ürünler, otonom araçlar, yapay zekâ ürünleri markaların stratejilerinin gelişiminde önem kazandı. Şubat 2025 itibarıyla tüm BYD modellerinde BYD Mobil Uygulamamızla Uzaktan Bağlantılı Servisleri Türkiye’de sattığımız tüm araçlar için devreye aldık. Müşterilerimiz Uzaktan Bağlantılı Servisler teknolojisiyle hem araçlarını uzaktan kontrol edebiliyor hem de OTA (Over-the-Air) güncellemeleri sayesinde servise gitmeden araçlarını multimedya ekranı üzerinden sürekli güncel tutabiliyor. Müşterilerimizin yüzde 90’ı, BYD Mobil Uygulamasını aktif olarak kullanıyor. Ayrıca, bayilerimize gelen müşterilerimizin önemli bir kısmı bu hizmeti özellikle talep ediyor ve markamızı tercih etmelerinin başlıca nedenleri arasında gösteriyor. Bütün bunlar Türk tüketicisinin otomotiv sektöründe dijitalleşmeye olan yüksek ilgisini gösteriyor.

Global gelişmeleri de göz önüne aldığımızda 10 yıl sonra otomotiv sektöründe faaliyet gösterecek paydaşları ne gibi yenilikler bekliyor?

Önümüzdeki 10 yılda otomotiv sektöründe faaliyet gösteren tüm paydaşları, elektrifikasyon ve dijitalleşmenin merkezde olduğu köklü bir dönüşüm bekliyor. Bununla birlikte, otonom sürüş teknolojileri, yapay zekâ destekli sürüş asistanları, artırılmış gerçeklik ekranları ve kişiselleştirilmiş dijital iç mekânlar standart beklentiler arasına girecek. Otomotiv sektörü, üretimden çok yazılım, veri ve araç paylaşım odaklı mobilite çözümleri etrafında şekillenen bir ekosisteme dönüşecek.

2025’in ilk yarısında gerçekleştirdiği 25,7 milyar avroluk Ar-Ge yatırımı, 120 bini aşkın Ar-Ge çalışanı ve günde 45’in üzerinde patent başvurusuyla DNA’sında inovasyon bulunan BYD, bu dönüşümün öncü markalarından biri konumunda. Batarya teknolojileri ve yeni enerji çözümleri ile birlikte, “God’s Eye” adını verdiği otonom sürüş, 5 dakikada 400 kilometre menzile ulaşabilen hızlı şarj teknolojileri ve dört farklı elektrik motorunun dört tekerleği bağımsız şekilde kontrol edebilme yeteneğiyle öne çıkıyor. BYD ileri mühendislik yaklaşımı sayesinde; engellerin üzerinden geçerken tüm tekerleklerinin yerden kesildiği, kendi etrafında 360 derece dönebilen, amfibi özellikli, drone entegre edilen otomobilleri ile birlikte küresel dönüşümdeki liderliğini önümüzdeki dönemde de sürdürecek. Bu yaklaşımla BYD, kullanıcılarının geleceğin otomotiv teknolojilerine en hızlı ve doğrudan şekilde erişmesini sağlıyor.


Lütfen Tüm Üyelerimiz için Tıklayınız >




prev
next