OTOMOTİVDE DÖNÜŞÜM İÇİN KOPYALAMA DEĞİL, DOĞRU UYARLAMA GEREKİYOR

Dünya ve Türkiye otomotiv pazarı ciddi bir dönüşümden geçiyor. Otomotiv pazarı, fosil yakıtlı araçlardan çevreci araçlara evriliyor. Sizce Türkiye otomotiv sektörü bu değişime hazır mı? Atılması gerekli adımlar nelerdir?
Ağır ticari araçların sıfır emisyona dönüşümü, otomobillere kıyasla daha yavaş ilerliyor. Ticari araçların kullanım alanları ve operasyonel ihtiyaçları gereği bu farkın olması da son derece doğal. Burada özellikle Avrupa’da geçtiğimiz dönemde devreye giren ve ağır ticari araç üreticilerini sıfır emisyonlu araç üretmeye ve satmaya yönlendiren VECTO–CO2 azaltım regülasyonu çok önemli bir rol oynuyor. Bu düzenleme kapsamında hem kamyon hem de otobüs üreticileri, belirlenen baz yıllara göre 2030, 2035 ve 2040 dönemlerinde CO2 salınım oranlarını kademeli olarak düşürmekle yükümlü. Örneğin, çekici segmentinde 2019 referans yılına göre 2025’te yüzde 15, 2030’da ise yüzde 43 azaltım hedefi bulunuyor. Bu hedefleri karşılayamayan üreticiler, oldukça yüksek cezalarla karşı karşıya kalacaklar.
Türkiye’ye baktığımızda, özellikle elektrikli otomobil tarafında iyi bir performans sergilendiğini görüyoruz. Bu yıl 148 bin adet bandında elektrikli otomobil satışı gerçekleşti. Ancak aynı başarıyı ticari araç segmenti için söylemek güç. Ağır ticari araçlarda dönüşümün hızlanması için bir takım yasal düzenlemelere, altyapı yatırımlarına ve teşvik mekanizmalarına ihtiyaç var.
Bu noktada Avrupa regülasyonlarını birebir kopyalamak çözüm değil; bunları elektrik ve hidrojen altyapısındaki gelişmelerle paralel ilerletmek gerekiyor. Ağır ticari araçlarda bataryalar oldukça büyük. Örneğin, bizim 600 kWh üzerinde yüksek batarya kapasitesine sahip eActros 600 modelimiz var. Dolayısıyla bu araçlar için megawatt çıkış gücüne sahip şarj sistemleri gerekiyor ki bu da ciddi bir yatırım anlamına geliyor.
Avrupa’da bu konuda önce CO2 azaltım regülasyonu devreye girdi, ardından gerekli şarj altyapısının oluşturulmasını amaçlayan AFIR düzenlemesi yürürlüğe alındı. Ancak orada bile bu iki sistemin aynı hızda gelişmediğini ve sürecin beklendiği gibi gitmediğini bunun da dönüşümü yavaşlattığını görüyoruz. Avrupa’da öngörülen hedeflerde ve uygulanacak cezalarda bir esneme olacağını öngörüyoruz. Dolayısıyla Avrupa’da yaşanan tecrübelerden ders almamız ve kendi uyum sürecimizi de bu tecrübeler doğrultusunda planlamamız büyük önem taşıyor. Bu yaşanan tecrübelerle birlikte, VECTO’da öngörülen hedeflerin ve cezaların ülkemiz ve sektörümüz için gerçekçi sınırlara çekilip uygulanmasının önemini de vurguluyoruz. Dönüşümün gerçekleşmesinin sadece üretilecek araçlara bağlı olmadığı, altyapı ve müşteri alım tercihlerinin dönüşümün hızını belirleyecek çok önemli faktörler olduğu bilinerek tüm adımlar bu doğrultuda atılmalı ve sağlanacak teşvikler de bu bilinçle sağlanmalıdır.

Dünyada ve Avrupa’da otomotiv sektöründe çevreci araçlarla ilgili gelişmeleri değerlendirir misiniz?
Biz şirket ve sanayi olarak bu konudaki farkındalığı artırmaya ve atılması gereken adımlarla ilgili öncü olmaya çalışıyoruz. Bu dönüşüme şirket olarak başladık. Şehirler arası otobüs segmenti hariç kamyon ve şehir içi otobüs segmentinde sıfır emisyonlu araçlarımız ürün portföyümüzde yer alıyor.
Biraz önce ifade ettiğim gibi kamyonda eActros600 ürünümüzü global olarak lanse ettik ve bu kamyonumuz “International Truck of the Year 2025” Yılın kamyonu ödülünü aldı, 600 kWh üzerinde olan yüksek batarya kapasitesi var ve ara şarj yapmadan 500 kilometre menzil sağlıyor. Şehir içi otobüs segmentinde 2018 yılından beri eCitaro ürünümüz var, baktığımızda bu dönüşümün en hızlı gerçekleştiği segmentin şehir içi otobüsler olduğunu söyleyebiliriz. Son olarak otobüste interurban segmenti dediğimiz daha kısa mesafe taşımacılıkta eIntouro aracımız lanse ettik. Hidrojen yakıtlı araçlarımız da ürün portföyümüzde yer alıyor ve önümüzdeki dönemde bu yelpaze genişleyecek.