Lütfen ODMD Gladyatör için Tıklayınız > Lütfen Magma Tıklayınız >
Küresel Ekonomik Görünüm Raporu Ana Sayfa > Seçtiğiniz Site Kısmı > 

KEN WATTRET

S&P GLOBAL MARKET INTELLIGENCE KÜRESEL EKONOMI BAŞKAN YARDIMCISI

KÜRESEL EKONOMİK GÖRÜNÜM:

2025 VE 2026 BÜYÜME TAHMİNLERİ

KÜRESEL BÜYÜME İKİNCİ YARIDA ZAYIFLAYACAK OLSA DA 2026’DA GEVŞEYEN PARA POLİTİKALARI VE MALİ TEŞVİKLERLE TOPARLANMA BEKLENTİSİ GÜÇLENİYOR. FED’İN ARALIK AYINDA FAİZ İNDİRİMİNE GİTMESİ BEKLENİYOR; 2026 SONUNDA POLİTİKA FAİZİNİN YÜZDE 3 SEVİYESİNE ÇEKİLECEĞİ ÖNGÖRÜLÜYOR.

S&P Global Market Intelligence’e göre, ABD, Kanada, Euro Bölgesi, Birleşik Krallık ve Çin anakarası gibi büyük ekonomiler için 2025 yılına ilişkin reel GSYH büyüme tahminleri yukarı yönlü revize edildi. Bu artışta, ikinci çeyreğe ait beklenenden güçlü büyüme verileri etkili oldu. Temmuz ayında küresel Satın Alma Yöneticileri Endeksi (PMI®) kompozit çıktı endeksi üçüncü ay üst üste yükseldi. Ancak bu toparlanma her ülke ve sektöre eşit yayılmadı; özellikle imalat PMI’ları hâlâ zayıf kalırken, geleceğe dönük üretim beklentileri de düşük seviyelerde seyrediyor.

Buna karşın, Hindistan ve Brezilya için 2025 ve 2026 büyüme tahminleri aşağı yönlü revize edildi. Bu düşüş, ABD’nin beklenenden daha yüksek tarifeleri uygulamaya koymasından kaynaklanıyor. 2025’in ikinci yarısında ise birçok bölge için çeyrekten çeyreğe reel büyüme hızının zayıflayacağı öngörülüyor. Bu durum, ABD’de artan etkin gümrük tarifeleri, tarifelerin öne çekilen talepten sağladığı geçici avantajların sona ermesi, süregelen belirsizlikler ve birçok ekonomide sıkı para politikalarının devam etmesi gibi faktörleri yansıtıyor.

Olumlu tarafta ise 2026 yılında çoğu bölgede ekonomik momentumun yeniden güçlenmesi bekleniyor. Daha gevşek para politikalarının gecikmeli etkileri ve ABD ile Almanya gibi büyük ekonomilerde planlanan ek mali teşviklerin bu toparlanmaya katkı sağlaması öngörülüyor. Ancak Orta Doğu, 2026’da petrol fiyatlarındaki beklenen düşüş nedeniyle bu eğilimin dışında kalabilir.

TİCARET POLİTİKALARI VE TARİFELERİN ETKİSİ

Ticaret ve tarife politikaları, küresel ekonomik görünüm üzerinde önemli belirsizlik unsurları yaratmaya devam ediyor. ABD’nin Ağustos ayında açıkladığı karşılıklı tarife düzenlemeleri, genel olarak piyasalar tarafından olumlu karşılandı; çünkü birçok ticaret ortağı, Nisan ayında açıklanan ilk tarife paketine göre daha düşük oranlarla karşılaştı.

Ancak hâlâ dikkat edilmesi gereken riskler bulunuyor. Özellikle, ABD ile Çin, Kanada ve Meksika gibi önemli ticaret ortakları arasındaki 232. maddeye dayalı tarife görüşmeleri sürüyor. Ayrıca kısa süre önce üzerinde uzlaşılan bazı çerçeve ticaret anlaşmalarının uygulamada sorunlarla karşılaşabileceği öngörülüyor. Ticaret politikasına ilişkin belirsizlik endeksleri yılın başındaki zirve seviyelerin altında kalsa da tarihsel ortalamaların oldukça üzerinde seyrediyor.

Artan tarifelerin etkisi, ABD’de mal enflasyonu üzerinde daha belirgin hale geliyor. İlk aşamalarda şirketler, tarife kaynaklı maliyet baskılarını stok eritme veya kâr marjlarını azaltma yoluyla hafifletmişti. Ancak haziran ve temmuz ayı tüketici fiyat verileri, bu maliyetlerin bazı ürün fiyatlarına yansımaya başladığını gösteriyor. Temmuz ayında çekirdek mal enflasyonu 0,5 puan artarak yüzde 1,1’e yükseldi; bu oran Haziran 2023’ten bu yana görülen en yüksek seviye.

Üretici fiyat endeksleri ve S&P Global’in Temmuz PMI verileri de ABD’de imalat sektöründe girdi ve çıktı fiyat baskılarının tarihsel ortalamaların oldukça üzerinde olduğunu işaret ediyor. Buna karşılık, Euro Bölgesi ve Çin anakarası gibi diğer büyük ekonomilerde fiyat baskıları sınırlı kalmaya devam ediyor. Ayrıca, Ağustos güncellemesiyle 2026 yılına ilişkin ham petrol fiyatı tahminleri bir miktar düşürüldü; 2025’in sonlarından itibaren oluşacak arz fazlasının fiyatlar üzerinde aşağı yönlü baskı yaratacağı öngörülüyor.

PARA POLİTİKASI BEKLENTİLERİ

ABD’de daha yumuşak istihdam verileri, faiz indirimlerinin beklenenden erken başlayabileceğine işaret ediyor. Bununla birlikte, S&P Global’in temel senaryosu, Aralık ayında 25 baz puanlık bir indirimin gerçekleşmesi yönünde; bu, Fed’in tarife kaynaklı enflasyon baskılarından duyduğu endişelerin sürdüğünü gösteriyor. Vadeli işlemler piyasaları ise Eylül toplantısında 25 baz puanlık bir indirim ihtimalini neredeyse tamamen fiyatlıyor ve yılın kalan üç toplantısında toplamda yaklaşık 60 baz puanlık indirim öngörüyor.

Orta vadede, Fed’in 2026 sonunda politika faizini yaklaşık yüzde 3 seviyesine çekmesi bekleniyor; bu, mevcut yüzde 4,25-4,50 aralığına kıyasla önemli bir düşüş anlamına geliyor. Ayrıca, Fed yönetimindeki olası değişikliklerin faizler üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturabileceği ve enflasyon hedeflerine yönelik kararlılık konusunda bazı soru işaretleri yaratabileceği değerlendiriliyor.

Diğer merkez bankalarında ise para politikası gevşemesine ilişkin görünüm daha belirsiz. Enflasyondaki iyileşmenin birçok merkez bankasının faiz indirimlerini sürdürmesini sağlayacağı tahmin edilse de kur zayıflıkları bu sürecin hızını ve büyüklüğünü sınırlayabilir. Bu durum, özellikle 2026’da beklenen büyüme toparlanmalarının hızını etkileyebilir.

Euro Bölgesi’nde Avrupa Merkez Bankası (ECB), pandemi sonrası zirve seviyelerden yarıya düşürdüğü politika faizini yüzde 2 seviyesinde sabit tutuyor. Bu noktada ilave indirim beklenmiyor. Gelişmekte olan ekonomilerde ise Brezilya ve Rusya gibi bazı ülkelerde ekonomik yavaşlama sinyalleri, sıkı para politikalarından kademeli çıkış sürecini başlattı.


Lütfen Tüm Üyelerimiz için Tıklayınız >




prev
next