Lütfen ODMD Gladyatör için Tıklayınız > Lütfen Magma Tıklayınız >
Boğaziçi Üniversitesi İktisat Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ünal Zenginobuz Ana Sayfa > Seçtiğiniz Site Kısmı > 

Prof. Dr. Ünal Zenginobuz

Boğaziçi Üniversitesi İktisat Bölümü Öğretim Üyesi

“TÜRKİYE EKONOMİSİ ENFLASYON VE DIŞ KAYNAK BAĞIMLILIĞIYLA SINANIYOR”

BOĞAZİÇİ ÜNİVERSİTESİ İKTİSAT BÖLÜMÜ ÖĞRETİM ÜYESİ PROF. DR. ÜNAL ZENGİNOBUZ, TÜRKİYE EKONOMİSİNİN EN TEMEL SORUNLARININ YÜKSEK ENFLASYON, GELİR DAĞILIMINDAKİ BOZULMA, DIŞ KAYNAK BAĞIMLILIĞI VE ÜRETİMDEKİ VERİMSİZLİKTEN KAYNAKLANDIĞINI BELİRTİYOR. 2025 YILI İÇİN BÜYÜME VE ENFLASYONUN BİRLİKTE SEYRETTİĞİNE DİKKAT ÇEKEN ZENGİNOBUZ, OTOMOTİV SEKTÖRÜNÜN ÜRETİM GÜCÜ VE İHRACAT RAKAMLARIYLA ÖNE ÇIKMASINA RAĞMEN, KÜRESEL ÖLÇEKTE MARKA YARATAMAMANIN ÖNEMLİ BİR EKSİKLİK OLDUĞUNUN ALTINI ÇİZİYOR.

Türkiye ekonomisinin en temel kırılganlıkları ve direnç noktaları sizce nelerdir? Ekonomik politikalar/stratejiler nasıl belirlenmeli?

Bulunduğumuz noktada Türkiye ekonomisinin temel sorunu iktisadi olmaktan ziyade siyasidir. Siyasi belirsizlik çözülmeden de ekonomideki temel kırılganlıkların ve direnç noktalarının aşılması mümkün olmayacaktır. Bilindiği üzere, ekonomiyi en olumsuz etkileyen unsurların başında belirsizlik geliyor. Başta yatırım kararları gibi geleceğe yönelik belirli bir vadeyi ilgilendiren tüm iktisadi kararlar, getirisinin ve götürüsünün iyi ayırt edilemediği belirsizlik ortamında sekteye uğrar. Ekonomi, doğası gereği ülkedeki siyasi yapıyla, siyasi rejimle ve o rejimin ekonomiyi yakından etkileyen kurumsal yapısıyla çok doğrudan ilintili.

Sorunuzun pratik tarafına dönecek olursak, Türkiye ekonomisinin şu an görüntüde hissettiğimiz en temel sorunları enflasyon ve enflasyonun iyice derinleştirdiği gelir dağılımı sorunlarıdır. Bunların arkasında ise ekonominin uzun vadeli dış kaynak (döviz) bağımlılığı ve onun da arkasında yatan üretimde verimsizlik (teknolojik yetersizlik) sorunudur.

Bu sorunlarla bağlantılı olarak yukarıda aktarmaya çalıştığım genel yapısal değerlendirmeyi en iyi ortaya koyan gelişme, 2021 yılı Aralık ayında bir gecede alınan Kur Korumalı Mevduat (KKM) kararıdır. İktisadi belirsizlikler sonucu döviz kuru yükselişe geçince, faizleri arttırmak yerine, ideolojik tutum kadar yaklaşmakta olan seçimler öncesi ekonomiyi soğutmamak isteğinden kaynaklanan nedenlerle, şapkadan KKM kararı çıkarılarak düşük faiz uygulamasına devam edilmiş ve halen içinden çıkamadığımız enflasyon patlaması ile doğal olarak karşı karşıya kalınmıştır. Her bakımdan sorunlu KKM kararı ardından patlayan enflasyonun azdırdığı diğer bir sorun da gelir dağılımıdır. KKM’nin ekonomiye etkisi şu kadar olmuştur ya da olmamıştır tartışmalarında yadsınamayacak bir nokta da zaten bozuk olan gelir dağılımını, içerdiği yüksek gelirli kesime yapılan 60 milyar dolar mertebesindeki faiz yollu transferlerle daha da arttırmasıdır. Bu gelişmeler Türkiye ekonomisini halen içinden çıkamadığımız ve çıkılması çok güç sorunlarla baş başa bırakmıştır. Türkiye’deki enflasyonun yapısal olarak döviz kuruna aşırı bağımlı olduğu bilindiğinden enflasyonla mücadele döviz kurunu her hal ve şartta kontrollü tutmaya eşitlenmiş, bunun için de faizler hızla yükseltilmiştir. Yüksek faiz durgunluk demektir ve zaten parasal yöntemlerle ancak ekonomiyi durdurarak enflasyonu indirebilirsiniz. Programın başlamasından bu yana geçen iki yıla rağmen enflasyon sorunu halledildi demekten çok uzak bir noktadayız. Bu kaçınılmazdı, çünkü yüksek faize rağmen Türkiye’de harcamalar yoluyla büyüme devam ediyor. Türkiye 85 milyonluk büyük bir ülke ve KKM’nin daha da bozduğu gelir dağılımımız öyle ki Türkiye’de yüksek gelirli diyebileceğimiz 15-20 milyon Avrupa ülkeleri düzeyinde geliri olan bir kesim de var. Döviz kurunun düşük tutulmasının da etkisiyle ithalata dayalı tüketim azalmıyor, artıyor. Ayrıca, iktidar da konkordato ve iflaslar patlamasın, toplumsal desteği iyice azalmasın diye selektif desteklerle farklı sektörleri destekleyecek, yatırım yaptırtacak kararlar almaya çalışıyor. Bütün bunların sonucu büyüme sürüyor, ama asıl sorun olan enflasyon düşemiyor, yüksek faiz indirilemiyor. Yani, yabancıların durumumuza uyan deyimiyle, ekonomide kaya ile sert bir yer arasında sıkışılmış durumda.

Özetleyecek olursak, Türkiye ekonomisi uzun zamandır yüksek enflasyon altında. Enflasyon ekonomi için en büyük belirsizlik kaynağı ve resmi rakamlara göre bile (ki genel kurumsal güvensizlik resmi rakamların inandırıcılığına darbe vurmuş durumda) hâlâ %33 mertebesinde. En son açıklanan 2025 Ağustos ayı resmi Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) artış oranı %2.04. Enflasyon Araştırma Grubu ENAG’a göre ise TÜFE Ağustos ayında %3,23 artarken, yıllık enflasyon %65,49 oldu (İstanbul Ticaret Odasının yine TÜİK’den daha fazla güvenilen rakamlarına göre ise İstanbul için yıllık enflasyon oranı %40.86). 2023 yazından bu yana uygulanan yüksek faizli para politikasına rağmen enflasyon hâlâ ekonomik kriz olduğuna işaret eder düzeylerde. Şüphesiz ki “ekonomik kriz”denilen olgu bu kadar uzun suren bir şey olamaz, değil.

Büyüme, enflasyon, dış ticaret ve kurlar yönünden tahminlerinizi öğrenebilir miyiz?

Tüm iktisadi aktörlerin şu ya da bu şekilde oluşturulmuş iktisadi gösterge tahminlerine ihtiyacı var. Bu çerçevede, yayınlanan resmi TÜİK rakamlarının güvenirliği ile ilgili rezervasyonu unutmadan, 2025 yılı sonu itibariyle GSMH büyümesinin %3.5-4 bandında olacağını, bu görece yüksek büyüme rakamıyla enflasyonun TCMB’nin tahminin aksine %30’un altına düşmeyeceğini belirtebilirim (2026 yılı sonu itibariyle de %20’nin altına düşmesi için bir neden göremiyorum). Dolar kuru tüm baskılama çabalarına rağmen 2026 yılı sonu itibariyle 50 TL/USD’nin altında kalmayacak ve kalır ise kaçınılacak enflasyon baskısından çok daha fazla olumsuz dış ticaret ve istihdam etkisine yol açacaktır. Düşük tutulan döviz kuru ithalatı cazip kılmakta ve bir bütün olarak sanayi üretimimiz üzerinde çok olumsuz ve kalıcı olacak bir etki bırakmaktadır. Düşük ücret politikasına rağmen baskılanmış kurlar Türkiye sanayisi için işçilik maliyetlerini rekabet edilebilir olmaktan çıkarmakta, tekstil sektörünün yanı sıra orta teknoloji sanayi üretiminde de yurt dışına kaydırılması kaçınılmaz hale gelmektedir.

Otomotiv sektörünün Türkiye ekonomisine olan katkısı hakkında ne düşüyorsunuz?

Otomotiv sektörü Türkiye’de beni şahsen hem çok heyecanlandıran hem de epey bir hayal kırıklığı hissi uyandıran bir sektör. Sektörün geldiği üretim kalitesi ve kapasitesi hayranlık uyandırıcı. Diğer taraftan aynı zamanda başlamış olmamıza rağmen Kore’nin Hyundai ve Kia gibi dünya ölçeğinde “marka”ları var. Bizim ise yok. Otomotiv ihracatımız rakam olarak çok yüksek düzeyde, ama o ihracatta bize kalan “katma değer” ne ölçüde? Neden Kore otomotivde marka çıkarmayı başardı da biz çıkaramadık. Bunun nedenleri üzerinde düşünmek zorundayız.

Güncele dönecek olursak, görebildiğim kadarıyla Türkiye ekonomisinin içinden geçmekte olduğu belirsizlikler ve çalkantı, otomobil satışlarını olumsuz etkilemedi, bilakis rekorlar kırılıyor 2022 sonrası o konuda. Takip edebildiğim kadarıyla, 2025 yılında yine rekor sayıda yeni otomobil satılması bekleniyor (tahminen 1.3 milyon adet). Nasıl oluyor da enflasyonu indirme hedefli tüketimi kısmaya yönelik bir “program” uygulanırken bu yeni otomobil satış sayıları ortaya çıkıyor? Bu sorunun cevabı yukarıda değinmeye çalıştığım noktalarla doğrudan ilgili diye düşünüyorum. Genel itibariyle ekonomik politikalara olan ciddi bir güvensizlik var. Bu durum yatırım menkul yatırım araçlarını kuvvetle riskli hale getiriyor. İmkânı olan parasını mala yatırmayı tercih ediyor, otomobilin yatırım aracı haline gelmesi gibi garip bir durum ortaya çıkıyor, ki bu ciddi enflasyonist ekonomik ortamlar için şaşırtıcı değil. Çoğu ithal olan yeni otomobillerin fiyatları (çok yüksek motorlu taşıt vergilerine rağmen) baskılanan kurlar nedeniyle görece ucuz kalıyor. Tüketim gücü oldukça yüksek bir küçük Türkiye olduğundan bahsetmiştim yukarıda. O kesim alıcısı oluyor yeni otomobillerin. Özetle, Türkiye ekonomisindeki çeşitli dengesizliklerin otomotiv distribütörleri açısından bir olumsuzluk yaratmadığını söyleyebiliriz.


Lütfen Tüm Üyelerimiz için Tıklayınız >




prev
next